Yapıcı Geribildirim!

Geribildirim vererek çalışanı geliştirmekten daha önemli bir nokta varsa, o da mutlaka ki geribildirim almaktır. Hepimiz pozitif geribildirim aldığımız sürece geribildirim almayı seviyoruz da. Fakat bir gerçek var hayatımızda; negatif geribildirim! Eşsiz bir değere sahip olsa da, insanın başarısızlıkları ile yüz yüze kalması genelde hoşnut olabildiği bir pozisyon doğurmamaktadır.

Yaptığımız işler planlanmadığımız gibi gitmediyse, yani etkimizin yönü amacımızdan saptığında bunu bilmeliyiz. Bunu başarmanın en iyi ve çoğu zaman da tek yolu geribildirimden geçiyor. Bununla birlikte, muhtemelen geribildirimlere karşı çıkacaksınız.

Hedefinizden şaştığınızı duymak iyi hissettirmez ve geribildirimler sıklıkla iyi yaptığımızı düşündüğümüz bir işteki kör noktalarımızı açığa çıkardığı için iyice sarsıcı bir etkiye sahip olur. Dolayısıyla geribildirimin geçerliliğine hemen ya da içgüdüsel olarak inanmıyoruz. Çünkü kendimiz, göremediğimiz şeylere genellikle inanmama eğilimindeyizdir.

Bu, özellikle seviye ve güçlerinden dolayı tüm gerçeğin anlatılmadığı liderler için geçerli bir durumdur. Liderlerin, liderlik vasıfları hakkında eleştirilere karşı hemen savunmaya geçmeleri alışıldık bir durumdur.

Bu konuyu daha iyi anlamak ve kör noktalarımdan birini görmek için birlikte en çok çalıştığım kişiden bana negatif geribildirimde bulunmasını istedim. Derin bir nefes alıp kendimi hazırladım. Yavaş ilerleyip zihnimde ve bedenimde olan her şeyi fark etmek istiyordum.

“Çok fazla çalışıyorsun” dedi.  Bir eleştiri için yumuşak sayılırdı.

Ama yine de ne mi oldu?

Bunun bir iltifat olduğunu düşünüyorum, eleştiri değil. Muhtemelen kendim ve şirket için sürdürmesi mümkün olmayan bir tutum içinde olduğumu anlatmaya çalışıyordu ama yaptığım savunmam gururdu.

Bu düşüncemi şu takip etti: O yeterince çalışmıyor! Onu değersizleştirerek geribildirimini de hükümsüzleştirdim. Egom, onun ne algısı kuvvetli ne de standartları yetirince yüksek dedi.

Peşinden bir yenisi geldi; bu kadar çok çalışmak zorundayım çünkü bütün iş bana bağlı. Tavırlarımı haklı çıkarmak için türlü bahaneler ürettim. Diğer bir deyişle, çok çalıştığım doğruydu ama suçlusu ben değildim. 

Karnımda ne olduğunu çözemediğim garip bir his vardı ve mükemmel olmamanın insanda yarattığı savunmasızlığı fark edebiliyordum. Belli belirsiz de olsa kesinlikle var olan bir histi: Fiziksel bir tepki, bir şeylerin yolunda gitmediğine dair bir his.

Başarılı insanların harika liderler olmalarına ve daha etkili ekipler kurmalarına yardımcı olan bir yönetici koçu olarak genellikle ben geribildirim veren konumundayım.

Kendi tepkimi ve müşterilerimden sıklıkla aldığım tepkileri düşündükçe negatif, kendimizi görme biçimimize tehdit oluşturan geribildirimlere karşı kendimizi savunduğumuz ortak yönleri listelemeye başladım:

  • Mağduru Oyna: “Evet, bu doğru ama benim suçum değil.”
  • Gururlu Tavır Takın: “Evet, bu doğru ama iyi bir şey.”
  • Küçümse: “O kadar da önemli değil.”
  • Reddet: “Bunu yapmıyorum!”
  • Kaç: “Bu işe o kadar da ihtiyacım yok!”
  • Suçla: “Sorun, siz çevremdekiler. Kötü insanlarla çalışıyorum.”
  • Aksini Savun: “Böyle davranmadığımı gösteren birçok örnek var.”
  • Saldırıya Geç: “Bu berbat şeyi yapmış olabilirim ama sen de şu berbat şeyi yapmıştın.”
  • Çürüt: “Bu konu hakkında gerçekten hiçbir şey bilmiyorsun.”
  • Lafı Çevir: “Gerçek sorun bu değil.”
  • Hükümsüzleştir: “Başkalarına sordum ve kimse aynı yorumu yapmıyor.”
  • Şakaya Vur: “Bu kadar iğrenç olduğumu hiç bilmiyordum.”
  • Abart: “Bu gerçekten çok kötü, berbat biriyim”

Kendinizi bunlardan birini söylerken ya da düşünürken buluyorsanız egonuzun gerçekleri görmenize engel olduğunu görmelisiniz.

Geribildirimi nasıl değerlendirmek gerektiği hakkında bazıları oldukça incelikli çok şey yazıldı. Ama egomuz devreye girdiğinde ve duygusal yük hissettiğimizde inceliği görmek zorlaşır. İhtiyacımız olan şey oldukça basit, güvenilir ve otomatik bir cevap:

“Fikrini bana söylemek için ayırdığın vakti ve harcadığın çabayı takdir ediyorum. Teşekkür ederim.”

Birine hediye verdiğinizde duymak istediğiniz bu değil mi? Hediyeyi kabul edin (bu durumda dinleyin) ve teşekkür edin. Bu kadar basit. Bu cevap, çevrenizdekilerin size geribildirimde bulunurken daha güvende hissetmelerini sağlayacak. Ayrıca arkanızdan konuşmaktansa yüzünüze söyleme ihtimalleri daha yüksek olacak.

Savunmacı bir tonu olmayan bu basit cevabın büyülü bir yanı da var; Geribildirim alma becerinizi muazzam ölçüde yükseltiyor. Dışa dönük savunmanıza es verirseniz içe dönük savunmanızı da durdurmuş olursunuz.

Arkadaşım bana “Çok çalışıyorsun” dedikten sonra sessizce savunmacı tepkilerimi gözlemledim ve kendi tavsiyeme uydum; “Fikrini bana söylemek için ayırdığın vakti ve harcadığın çabayı takdir ediyorum. Teşekkür ederim” dedim. 

Sonuç mu? Bu kadar iyi karşıladığım için bana teşekkür etti ve ben de hem kendi üzerimdeki hem de çevremdekilerin üzerindeki baskımı azalttım. Belki de bu yüzden buna yapıcı eleştiri diyorlar.

M. Furkan BAŞKAK

Olur da sorarlarsa; aslen Metalurji ve Malzeme Mühendisi olmak için çabalayan fakat Çalışma Ekonomisi'nde de öğrenim gören, iki alakasız bölümlerden daha da alakasız olarak kalabalık bir firmada hayatını idame ettiren, araştırmayı, sormayı, dinlemeyi, gezmeyi, okumayı ve yazmayı seven biri dersiniz. Yetmezse Hakkımda sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: