Az İş, Çok Hobi!

“Ah! şu an bunu yapmak vardı!” cümlesini içimizde veya arkadaş ortamında ne kadar süre aralıklarıyla kuruyoruz? Dünyanın her yerinde meslek sahipleri, zaman kısıtlaması hissettikçe kendileri için önemli olan şeylerden vazgeçiyor.

Bu düşündüğünüzden daha önemli bir konu zira hayatın gerisinde kalan sadece bireyler değil. İnsanlar hobilerine zaman ayıramayınca işletmeler de bir bedel öder. Hobiler çalışanların işlerinde daha iyi olmalarına önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Bunu kendi deneyimimden biliyorum. Şiir kitapları okumayı, şiir seslendirmeyi her zaman çok sevdim. Ama ben de diğer her çalışan gibi bir şeylerle uğraşacak vaktim yokmuş gibi hissedebiliyorum. Yani ben de resmi mesai saatlerinin dışında telefonlarla çalışmaya devam etmeyi de kapsayan 72 saatlik iş haftası tuzağına her zaman erişebilir biri olarak kolayca düşebiliyorum.

Çöktüğüm zamanlarda dinlenmemi sağlayan ve çok da kafa yormamı gerektirmeyen şeylere daha meyilliyim. ABD’de ve Almanya ile İngiltere’nin de dahil olduğu başka ülkelerde televizyon izlemenin en popüler boş zaman aktivitesi olmasına şaşmamak gerek.

Ama vaktimin çoğunu kitapla ve şiirle geçirmek işim için ihtiyaç duyduğum bazı yeteneklerimi de güçlendiriyor.

Yaratıcılık. Bugünün kalabalık ve sürekli değişen iş ortamında şirketlerin gürültüden sıyrılacak yeni ve yenilikçi fikirlere ihtiyacı var. Benim görevim potansiyel alıcıları çekecek yollar bulmak. Fakat beyniniz hedefler, ölçütler ve teslim tarihleriyle dolmuşken tamamen orijinal bir fikir bulmak zor olabiliyor.

Yaratıcı bir hobi sizi bundan kurtarır. İster müzisyen olun ister sanatçı, ister yazar ister aşçı, işe başlarken sıklıkla zihninizde boş bir kanvas olacak. Sadece şunu düşünün; “Hedeflediğim duyguyu uyandırmak için ne yaratacağım?”

Kendinize bu mental boşluğu sağlayarak ve duygularınıza odaklanarak yaratıcılığınızı tekrar uyandırabilmeniz şaşırtıcı değil. Nörobilimciler duygular ve rasyonel düşünceden beynin farklı bölümlerinin sorumlu olduğunu buldu. Yani yaratıcılık kapılarının açılması için ikisi de aktif olmalı.

Perspektif. Yaratıcı sürecin en zorlu görevlerinden biri de başkasının fikrinizi nasıl deneyimleyeceğini düşünmek. Fakat yaratıcı hobilerle uğraşırken bu her zaman düşünülür. Bir çömlekçi vazoyu alan kişinin tepkisini hayal eder. Bir gizem romanları yazan bir yazar şüpheci olmayan bir okuyucunun o sürpriz sona şaşırıp şaşırmayacağını düşünür.

Şiir için işe ara verdiğimde tekrar perspektife bağlanıyorum. Şiirimi ilk kez duyan birinin tepkisini düşünüyorum. Dünyayı başkasının gözlerinden (ya da kulaklarından) görmek (ya da duymak) için elimden geleni yapıyorum. Sonra işime dönüyorum ve bu zihniyeti de yanıma taşıyorum.

Özgüven. Çalışırken bir zorlukla karşılaştığımda ve engelleniyormuş gibi hissettiğimde başarılı bir sonuca ulaşıp ulaşamayacağımı sorgulamaya başlarım. Yaratıcı özgüveninizi kaybetmek kolaydır. Ama kayıt cihazıyla bir saat geçirmek, kelimelerle oynamak kendimi iyi hissettiriyor. Beynimin bu tarz bir tatmine ihtiyaç duyduğunu anlayabiliyorum. İşime tekrar döndüğümde özgüvenim de benimle geliyor.

Benim gibi insanlar üzerine çalışmalar yapılmış. Bir çalışmada araştırmacılar “yaratıcı aktivitenin tedavi deneyimiyle (uzmanlık, kontrol, rahatlama gibi) ve performansla alakalı sonuçlarla (mesleki yaratıcılık ve ekstra rol alma davranışı gibi) pozitif ilişkisi olduğunu” buldu. Araştırmacılara göre, “İşten uzakken yapılan yaratıcı aktiviteler çalışanların en yüksek performanslarına ulaşmaları için gerekli kaynakları sağlayan bir boş zaman aktivitesi olabilir.”

Yani değerli meslektaşlarım, yaratıcı bir hobi bulup ona tutunmanızı şiddetle tavsiye ederim. Uzun süren bir şey olmasına gerek yok. Bir çalışmaya göre 45 dakika sanatla uğraşmak kişinin görevine karşı özgüvenini ve görevi tamamlama becerisini artırıyor.

Ayrıca işletmenizde de çalışanlarınızın hobilerini desteklemenizi tavsiye ederim. Bazı işletmelerde yetenek gösterileri yapılıyor. Böyle yetenekleri olmadığını düşünen çalışanlar bile yaratıcı ve eğlenceli olduğunu düşündükleri bir şeyler yapmaya çağrılıyor. Bazı CEO’lar kendi hobilerine zaman ayırarak doğru örnek oluyorlar.

En önemlisi, yaratıcı bir hobiye girişecek vakti bulduğunuz zaman suçluluk hissetmeyin. Sonuçta bunu yapmanız herkesin yararına olacak.

M. Furkan BAŞKAK

Olur da sorarlarsa; aslen Metalurji ve Malzeme Mühendisi olmak için çabalayan fakat Çalışma Ekonomisi'nde de öğrenim gören, iki alakasız bölümlerden daha da alakasız olarak kalabalık bir firmada hayatını idame ettiren, araştırmayı, sormayı, dinlemeyi, gezmeyi, okumayı ve yazmayı seven biri dersiniz. Yetmezse Hakkımda sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: