Objektif Olmak Mümkün Mü?

Yüzyıllardır bilimsel veriler birikiyor, sürekli öğreniyoruz ve bazı gerçekliklere ulaşıyoruz. Ulaştığımızı sandığımız gerçekliklerden yola çıkarak da bu doğru, bu da yanlış diyoruz. Peki bir bilgiyi aktarırken tamamen nesnel olabilir miyiz? Daha da basitleştirirsek; iki kişi tartışırken aralarına girip gerçekten objektif bir bakış sunabilir miyiz? 

Tarafsızlık Nedir?

İş hayatında birlikte olduğumuz insanlara, çalıştığımız firmalara karşı objektif anlayışa sahip olmak zorundayız. Bu yüzden, tarafsızlığın ne olduğunu ve iş hayatında nasıl tarafsız ve adil olacağımızı bilmemiz gerekli.

Tarafsızlığın mümkün olup olmadığı sürekli tartışılan bir konudur ve genelde bilimsel bilginin objektif olduğu savunulur. Farkındaysanız savunulur dedim. Bizler bir veriye ulaşırız. Yaptığımız deneylerden elimize geçen o veriye kattığımız yorum ile bu bilimdir deriz. Klasik bir hikayeden yola çıkarsak; elma ağaçtan yere düşer ve Newton “Vay be! Yer çekimi varmış.” der. Tabii bu çok basitleştirilmiş bir anlatım ama buradan bile görüyoruz ki, bir gerçeklik var. O da elmanın yere düşmesi. Araştırmaların da desteklemesiyle bundan çıkarılan bir sonuç var, yani öznel bir tanım var.

Bilimde her tanım özneldir, her formül özneldir ve bu öznellik sonucu dönemsel nesnelliğe ulaşırız. Bugün yer çekimi dediğimize, 50 sene sonra başka bir şey diyebiliriz. Bu değişkenlik aslında bilimin bize sabit bir objektif bakış sunamayacağını gösteriyor.

Gelecekte Değişebilir Diye Objektif Demeyelim Mi?

Dönemsel yargılarla hareket edebilirsiniz. Bu döneme göre objektif yaklaşımda gerçek; yer çekiminin varlığı dersiniz ve geçer. Sonuçta gelecekte ne olacağını bilemeyiz. Elimizdekine göre konuşabiliriz ama bu büyük pencerenden bakınca, aslında objektif ya da nesnel olmaz.

Bilimin değişken ve dolayısıyla nesnelliğin yani objektifliğin de değişken olduğu gerçekliğinden yola çıkarak ilk başta sorduğumuz soruya dönelim. İki iş arkadaşınız tartışırken, araya girip tamamen objektif bir bakış ile yaklaşabilir misiniz? Bir çoğunuzun tahmin ettiği gibi, hayır. İkisiyle de farklı yaşanmışlıklarınız var, kendi fikirleriniz ve bakış açınız var. İş hayatında bu kadar önemli olan objektif karar verme durumuna aslında doğrudan ulaşmamız mümkün değil.

Kişisel objektiviteden bahsedebilirsek belki buna ulaşılabilir ama gerçek objektiviteden bahsedilemez. Yani kısacası mutlak bir nesnelliğe biz ulaşamıyoruz.

Tanımadığımız İnsanlara Karşı Objektivite

Kişileri değiştirelim, tamamen tanımadığınız insanlar olsun. Yine olaya objektif bakamazsınız. İki insanın tipi, ses tonu, bulundukları taraf bile etkili oluyor. Bir araştırmaya göre insanların sağ tarafa gitme eğilimi olduğu görülmüş. Bir sokaktan döneceksek çoğunlukla sağı tercih edermişiz. Bu bile tarafsızlığımızı bozar. Öte yandan, bir kelime bile insanların verdikleri tepkileri değiştirebilir. Kullandığınız kelimenin tonu, vurgusu, karşımızdakinin objektifliğini kesin bir biçimde bozar.

Daha da derine inersek, gerçek kavramını da tartışmamız gerekir. Doğru, yanlış, gerçek, nesnel… Bunların mutlak varlığı bile biliyorsunuz ki sürekli tartışılıyor. Yaratıcının varlığı ile ele alınırsa bu konu; mutlak kavramlarının ona ait olduğunu ve bizlerin mutlak gerçeğe ulaşmamızın da mümkün olmadığını düşünebiliriz. Yaratıcıya inanmayan biri için de mutlaklığa, tanımsızlık diyebiliriz.

Mutlak Doğru – Yanlış Var Mı?

Kısaca bahsetmek gerekirse; bir taraf mutlak doğru vardır ve insan buna sahip olabilir derken, diğer taraf da yok diyor. Başkası çıkıp bilinemez, çünkü bu sonuca mutlak olup olmadığını bilmediğin bir akılla varıyorsun diyor.  Fakat, bu sonuca vardığı aklı ile de bilinemez bir çıkarım yapmasının imkansızlığı içinde kalıyor. Bir nevi paradoksa giriliyor. Ben bunu matematikteki tanımsız ifade ile eş tutuyorum.

Bizler mutlak doğruya, gerçeğe ulaşamayız. İnsan kısıtlı bir canlıdır. Diğer her canlıda olduğu gibi, bizim de sınırlarımız var. Bu yüzden objektif olmamız, nesnel davranmamız aslında mümkün değildir.

Nasıl Objektif ve Adil Davranabilirim?

Madem objektif, nesnel olamıyoruz, o zaman iş hayatında nasıl adaleti, düzeni sağlayacağız? Aslında bunun cevabı çok basit. İş hayatında insanların, özellikle de yöneticilerin yaptığı en büyük hata; bireysel yaklaşımdır. Kararlarımızı alırken, tamamen kendi görüşümüzü uygulamak asla doğru olmayacaktır. Evet, hislerimiz ve kişisel yargılarımız bizi doğruya götürebilir. Fakat, adalet endişesi içinde bir yönetici isek, ya da işini hakkıyla yapmaya çalışan bir çalışansa isek; belirli kural ve kaidelere bağlı kalmak zorundayız.

Sizler için; nasıl, adaletli ve objektif olabileceğimizi maddeler halinde yazdım.

Adaletli Olma Yolları
  • Samimi duygularla hareket etmeliyiz. Goethe’nin bir sözü var; insan samimi olmayı vaat edebilir ama tarafsız olmayı asla! Diyor. Bizler samimi duygular ile kararlarımızı vermeye çalışırsak, nesnel ve adil olmaya yaklaşabiliriz.
  • Farklı görüşleri dikkate almalıyız. Tarihte de örneğini gördüğümüz üzere; totaliter yapılar yıkılmaya mahkum olmuş. Uzun süreli hüküm süren devletlerin hepsinde söz sahibi bir meclis bulunuyor. Bizler de kararlarımızı alırken, farklı değer yargılarına sahip insanlardan faydalanabiliriz. Böylelikle orta yolu bulup, en doğru kararı verebiliriz.
  • Nesnel çıkarımları önemsemeliyiz. Bir yönetici, iki çalışanı arasındaki husumeti gidermek için, çözüm odaklı bir tutum sergilemelidir. Bunun için de tartışma nedenini en şeffaf şekilde bilmesi gerekmektedir. Bir çalışan ise; adil ve objektif bir yaklaşım sergilemek için mutlaka ve mutlaka, olayın detaylarını iyice araştırmalıdır. İstersek çalışan olalım, istersek de yönetici fark etmez, işimizi en iyi ve en ahlaklı şekilde yapmak için çaba göstermeliyiz.
  • Titiz davranmaktan kaçınılmamalı. Yaşanan olaya karşı bütün hassasiyetimizle hareket etmeliyiz. İlle de bir olayın olmasına gerek yok. Genel tutumumuz da bu titizlikte olmalı. Titizlik bizi hata yapmaktan alı koyar. 
Sonuç

İş hayatı oldukça stresli ve zor bir yerdir. Bilimsel açıdan incelediğimizde, tamamen nesnel olamadığımızı görüyoruz. Bu konuda da mümkün olan maksimum çabayla hareket edip, adaleti sağlamalıyız.

Kazandığımız para, kurduğumuz insan ilişkileri, bizim sosyal ilişkilerimizle doğrudan bağlıdır. Bu yüzden, objektif ve adil olma yollarını sizlerle paylaştım.

Eğer yazım hoşunuza gittiyse, benim siteme de göz atmanızı öneririm. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sizlere iş hayatınızda başarılar dilerim.

Kazım Gökay ÇİFTCİ
Dijital İçerik Üreticisi
Yıllarca basketbol oynadı ve çeşitli madalyalar kazandı. Yazar ve SEO uzmanı. Şimdilerde Youtube’a kişisel gelişim ve felsefe üzerine içerikler üretiyor. Bir sloganı da var; “hayatını anlamlı yaşa”.

M. Furkan BAŞKAK

Olur da sorarlarsa; aslen Metalurji ve Malzeme Mühendisi olmak için çabalayan fakat Çalışma Ekonomisi'nde de öğrenim gören, iki alakasız bölümlerden daha da alakasız olarak kalabalık bir firmada hayatını idame ettiren, araştırmayı, sormayı, dinlemeyi, gezmeyi, okumayı ve yazmayı seven biri dersiniz. Yetmezse Hakkımda sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

One thought on “Objektif Olmak Mümkün Mü?

  • Eylül 22, 2020 tarihinde, saat 6:38 pm
    Permalink

    Güzel bir çalışma oldu, teşekkürler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: