Dinozorun Tarihte Yeri

Dinozorlar 150 milyon yıl civarında dünya hayatına egemen olmuş yaratıklardır. 65 milyon yıl önce ise çok sayıda dinozor türünün nesli tükenmişti.

Dinozorların Fiziksel Özellikleri

Yeryüzünde çok sayıda dinozor türü bulunmaktaydı. Bunlardan kimi bitkilerle beslenirken, kimi et tüketiyordu. En kalabalık otobur dinozor türleri Apatosaurus idi. Bunlar en büyük hayvanlardandı. Örneğin Apatosaurus 30 ton ağırlığa ve 21 metre uzunluğa ulaşabiliyordu. Diğer otobur dinozorlar, kendilerini etobur dinozorlardan korumaya yarayacak özel silahlara sahipti. Bazı türler başında üç boynuz taşırken, bazılar çıkıntılı kemiklerle korunuyor, bazılarında ise kuyruğunda dikenler bulunuyordu.

Etobur dinozorlar ise tıpkı insanlar gibi arka ayaklarının üzerinde yürüyorlardı. Ön ayakları çok miniklerdi. Sonuç olarak milyonlarca yıl dünyamızda yaşadılar. Ancak sonlarının geleceğinden haberleri yoktu.

Dinozorların Neslinin Tükenmesi

Dünyamız şu an tam dört buçuk milyar yaşında. Dinozorlar ise 150 milyon yıl boyunca dünyada yaşamayı başarmışlardır. Ancak bir gün çok kötü bir şey oldu. Dinozorların diğer tüm canlılar gibi başlarına gelecek felaketten haberleri yoktu. 66 milyon yıl önce dünyamıza dev bir asteroid çarptı. Yeryüzüne çarpan asteroid yaklaşık 10 kilometre çapındaydı. Düşüşten birkaç dakika sonra yeşil ve canlı dünya sessizliğe büründü. Özellikle çarpma etkisinin hissedildiği bir kaç bin kilometre karelik alan dümdüz olmuş, her tür canlılık belirtisi kaybolmuştu. Bu asteroidin etkisiyle dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin dörtte üçünden fazlası yok oldu. Bunlar arasında en çok bilineni dinozorlardı. Bu asteroid bizim için çarpmış olabilir. Çünkü eğer dinozorların nesli tükenmeseydi muhtemelen insanlar onlar için küçük bir yem olacaktı. 1991’de jeologlar bu asteroidin çarptığı yeri keşfetti. Fakat Meksika’da keşfedilen bu krater yer altında kalmıştı. Bulunan krater ile bazı şeyleri belirlemek mümkün. Örneğin kraterin büyüklüğünden çarpma sırasında ne kadar enerji oluştuğu kestirilebilir. Araştırmacılar ayrıntılı ölçümler yaptı; asteroidin ses hızının 40 katı bir hızla, yani saatte 50000 kilometre hızla yer kabuğuna çarptığına inanılıyor. Bu çarpma Hiroşima’ya atılan bombanın 7 milyar katına eşittir. Meksika Körfezi’nde 100 ila 300 metre yükseklikte tsunami dalgaları oluştu. 500 metre derinliğe kadar deniz tabanını altüst etti. Deniz kıyıları 10 şiddetindeki depremlerle sarsıldı. Binlerce kilometrelik alan yerle bir oldu. Gökten yağan tonlarca kaya geride kalan tüm canlıları yok etti. Canlıların yok olmasına sadece bu asteroidler neden olmadı. Asteroid çarpması nedeniyle yer kabuğunun büyük bir parçası kopup, ateş topu halinde atmosferi aşarak uzaya fırladı. Bu parçalar uzayda yerçekiminin etkisi ile yeniden atmosfere düştü. Soğuyup yoğunlaşan trilyonlarca minik cam parçası halinde hızla düşen bu parçalar atmosferi ısıtarak bazı yerlerde bitkilerin alev almasına neden oldu. Bu yangınlardan çıkan dumanlar, çarpmanın etkisiyle göğe yükselen parçacıklarla birleşip güneş ışınlarını engelledi ve dünya uzun bir soğuk ve karanlık döneme girdi. Dünya 2 yıl boyunca bunun etkisinde yaşadı. Böyle koşullara sahip bir ortamda pek çok canlı tükenmesine şaşırmamak gerek. Güneş ışınlarını engelleyen çocukların atmosferden yağması aylar boyu devam etti ve yeryüzünde bir asteroid tozu tabakası oluşturdu. Paleontologlar bu tabakayı fosilleşmiş haliyle görebiliyor. Çarpma öncesi fosil kalıntılar ormanlara, nehir ve bataklıklara yayıldı. Eğrelti otlara, sulak bitkilere ve çilekli çalılara işaret ediyor.

O zamanlar iklim bugüne göre daha sıcaktı. Kutuplarda buzullar yoktu. Dinozorlar en kuzeyinden en güneyine kadar hüküm sürüyordu. Yeryüzünde biyolojik çeşitlilik oldukça fazlaydı. Fakat çarpmanın ardından, özellikle krater bölgesi ve çevresi ay yüzeyi kadar ıssız ve kuru hale geldi. Çarpma bölgesinde bitkiler ve hayvanlar çarpmanın etkisiyle oluşan yangın, tsunami, deprem ve gökten yağan taşlar nedeniyle ortadan kalkmıştı. Yangından doğrudan etkilenmeyen yerlerde aşırı sıcaklar hayvanların besin kaynaklarını yok etti. Asit yağmurları suları zehirledi daha da kötüsü bitkiler fotosentez yapamaz hale geldi.

Yeryüzünde çoğu şey yanıp kül olmuştu. Özellikle büyük hayvanlar çoktan ölmüştü. Fosil verileri büyük canlıların ortadan kalktığını gösteriyor. Küçük canlıların daha çok oldukları daha az yedikleri ve daha hızlı çoğalarak adapte olduğunu gösteriyor. Tatlı suda yaşayan canlılar karada yaşayanlardan daha şanslıydı. Ama okyanuslarda ki tüm besin zincirleri de çökmüştü. Fosil verileri, asteroid çarptığında Kuzey Yarım Küre de canlıların büyüme sezonunda olmadığı kış dönemi başladığından Kuzey Amerika da yıkıcı etkilerinin daha az olduğunu gösteriyor.

Dünyanın Yeniden Oluşumu

En çok etkilenen bölgelerde kısa süre sonra yaşam yeniden başladı. Fakat ekosistemlerin yeniden oluşması yüzlerce hatta binlerce yıl aldı. Araştırmacılar okyanuslarda organik maddelerin normal seviyeye ulaşması için 3000000 yılın geçmesi gerektiğini söylüyor. Dinozorların ortadan kalkması yeni canlılara fırsat yarattı. Memelilerin yaygınlaşmasını sağladı. Böylece dünyada yeni yaşam milyonlarca yıl sonra var olmaya başladı. 66 milyon yıl önce dünyaya bir asteroid düşüp, yıkım yaratmasaydı dünyamız çok farklı olabilirdi, insan ortaya çıkmayabilirdi. Oluşumdan 3.9 milyar yıl öncesine kadar dünya dört bir yandan asteroid yağmuruna tutulmuştu. Bazı bilim insanları bu sayede dünyada yeraltı sıcak su kaynaklarının oluştuğuna ve ilk canlı organizmaların bu ortamda meydana geldiğine inanıyor. Bu asteroid her ne kadar bizim işimize yaradı gibi görünse de gelecekte sonumuzu getirebilir. Çünkü buna benzer bir asteroid düşmesi demek milyarlarca insanın ölmesine neden alacak. Biz de yine de seninle aynı kaderi paylaşabiliriz. Peki gelişen teknoloji ile biz insanlar asteroit ve meteor taşlarına karşı önlemler alabilir miyiz? Eğer önlem almazsak 65 milyar yıl önce dinozorlarda olduğu gibi insanların da bu çarpmadan sağ çıkma şansı yok.

Dünya Yeniden Mi Yok Olacak?

Çarpma ihtimali en yüksek olan asteroid 2008 EZ5. 2008’de keşfedilen bu asteroidin eni 230, boyu 710 metre. Dünyaya çarpması halinde Hiroşima’ya atılan atom bombasından 1000000 kat daha güçlü bir patlama etkisi göstermesi bekleniyor. NASA yüzeyinden koparılacak 20 tonluk bir kaya parçası ile bu asteroidin ayın yörüngesi içerisine yönlendirmeye çalışıyor.

1960’ların sonu ile 1970’lerin başı arasında ki dönemde astronotlar dünyaya 382 kilogramlık ay taşı getirmişlerdi. Yeni proje ise 50 katı büyüklüğünde kaya içeriyor. Yeryüzünde 470 milyon kilometre uzaktaki asteroid saatte 90000 kilometre hızla ilerleyebiliyor. Peki bu asteroid yörüngesinden nasıl çıkarılacak? Dünya’ya yakın asteroidler, değişken yörüngelerde hareket ediyorlar. Bazıları bu yüzden büyük tehlike oluşturuyor. Son 1000 yıldır asteroitler yüzünden kimse ölmedi. Önümüzde ki 100 yılda da kimsenin ölmesi beklenmiyor. Ancak Çin’de daha eski kaynaklarda asteroid kaynaklı ölümlerden söz edilmektedir.

Astroidler Zengin Kaynaklara Sahiptir

1908’de bir asteroid Sibirya’da yerleşim alanlarından uzak bir bölgeyi düşmüş ve Lüksemburg büyüklüğünde bir alanı yerle bir etmişti. Bazı bilim adamları “Çarpmalar eskiden oldu önlem almazsak tekrar olacaktır diyor.” Ancak asteroidlerin dünyaya bu kadar yakın hareket etmesinin bazı avantajları da olabilir. Geçen yıl 2.4 milyon kilometre mesafeden geçen bir asteroidin 5 trilyon dolar değerinde platin yüklü olduğu tespit edilmişti. Özel şirketler asteroitlerden maden elde edilmesi üzerine çalışma yürütürken NASA’da özellikle su üzerinde duruyor. NASA’nın Kaliforniya’da ki dünyanın yakın nesneler merkezine göre güneş sistemine açılırken astronotlar gelecekte su ve oksijen takviyesini asteroitlerden yapabilir. Fakat asteroitler hakkında fazla bilgimiz yok. Neye benzediklerini, neden oluştuklarını bile bilmiyoruz. Rusya, İngiltere ve daha birçok ülke uzay çalışmalarına kaynaklardan dolayı çok önem veriyor.

M. Furkan BAŞKAK

Olur da sorarlarsa; aslen Metalurji ve Malzeme Mühendisi olmak için çabalayan fakat Çalışma Ekonomisi'nde de öğrenim gören, iki alakasız bölümlerden daha da alakasız olarak kalabalık bir firmada hayatını idame ettiren, araştırmayı, sormayı, dinlemeyi, gezmeyi, okumayı ve yazmayı seven biri dersiniz. Yetmezse Hakkımda sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: