“Hayır” Diyebilmenin Gücü

Bizi “Hayır” demekten alıkoyan nedir? “Hayır” diyemediğimiz de kendimizi hangi durumlarda buluruz ? Az önce çalıştığım firmanın eğitim geliştirme ekibi tarafından belirli aralıklarla paylaştığı kişisel yazılarla alakalı bir elektronik posta düştü. Harvard Business Review Türkiye tarafından paylaşılan yazıyı bende sizlerle paylaşmak istedim.

“Hayır” diyememek, istemediğimiz karara “Evet” demek midir?

Seçeneklerin sonuçları bizim  istediğimiz sonuçlar değilse ya da tam olarak içimize sinmiyorsa, seçim yapmaktan kaçınırız. Doğru seçimi yapmak bir vazgeçme eylemidir. Biz hayır demeyerek seçme hakkımızı kullanmazsak bunun ilave iş yükü, duygusal ağırlığı  ve bizi ruhen tüketen sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalırız.

Yönetici için hayır diyebilmek, insiyatif almak demektir.  Bir hiyerarşi içinde, her yönetici, kendi ekibine karşı sorumlu olduğu gibi, kendi üstüne karşı da sorumludur. Peki her iki tarafın ve kendisinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduğunda yönetici nasıl ve kime hayır demelidir?   

Florida Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Psikolog Roy F.Baumeister, beynimizin genel olarak “olumsuzluk eğiliminde” olduğunu belirtmiştir. Negatif tecrübelere karşı olan duygu ve bu duyguyu hatırlama süremiz, aynı derecede olan olumlu tecrübelere göre daha uzun sürüyor ve daha fazla etki yaratıyor. Aldığınız olumsuz bir geribildirim, olumluya göre daha çok akılda kalıyor. Örneğin,  güneş gözlüğünüzü kaybettiğinizdeki olumsuz duyguyu, onu aldığınız zamanki mutluluktan daha uzun süre hatırlıyorsunuz. Nasıl süslerseniz süsleyin, “Hayır” kelimesi bir olumsuzluk içermektedir. Bir kere hayır dediğnizde, karşı taraf bundan hoşnut olmazsa sizin hakkınızda olumsuz bir yargıya da varır. Bu yüzden şirket içindeki imajınız bir kere olumsuz olarak belirlendiyse, bunu değiştirmek için olumlu yönde daha fazla uğraşmanız gerekir.

“Hayır” demek stresi azaltıyor.

Öte yandan, hayır diyemeyen bir lider baskı hisseder ve bu süre uzun sürerse stres seviyesi artar. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre hayır demekte ne kadar çok zorlanırsanız stres ve depresyon yaşamanız o kadar olası. Stres ile baş etmenin düzenli spor, meditasyon, doğru beslenme gibi yöntemleri vardır. Ancak bu konuda en önemli yöntem “an”da kalmaktır. Yani telaş etmeden yaşamaktır. Toplantıdan toplantıya koşmadan, birçok projeden projeye atlamadan, değersiz konulara zaman ayırmadan yaşamaktır. Bunu yapabilmek de istemediğimiz, katma değerimizin olmayacağını bildiğimiz işlere hayır diyebilmekten geçer.  Gereksiz toplantılara hayır diyerek kısıtlı olan zaman kaynağımızı daha doğru işlere yönlendirerek değerlendirebiliriz. Bir süre sonra rutin olarak görünen gereksiz toplantılar da ortadan kalkabilir.

Kimseyi kırmadan nasıl “Hayır” diyebiliriz?

Başkaları tarafından kabul görmek bizim en temel ihtiyacımızdır. İnsan sosyal bir varlıktır. 100 bin yıl önce ilk insanlar yaşamda kalabilmek için birbirlerine güvendiler. Geceleri uyuduklarında başkalarının tehlikeli hayvanlara karşı onları gözetip koruyacağını bilerek uyudular. Başkalarının güveni için de kabul görmek zorundalardı. İşte bu noktada, kabul görmek ve başkalarını mutlu etmek adına, istemediğimiz bir seçimi yapabiliyoruz. Özgüveni ve özsaygısı güçlü olan kişiler, kendi bireyselliğini elde etmiş insanlar ise daha kolay hayır diyebiliyor. 

Kişisel kararlarınızı verirken inandığınız ve bağlı olduğunuz güçlü değerleriniz varsa,   diğer seçeneklerden vazgeçebiliyorsunuz, ve vazgeçerseniz istediğinizi seçebiliyorsunuz.  Hem kendi yöneticimize hem de ekibimize karşı olan sorumluluğumuz konusunda bir gri alan yoksa, doğru ve herkesin menfaatine olabilecek kararları daha rahat verebiliriz. Şirket içinde, departman içinde neyi ne için yaptığımız yani amacımız net olarak belirlenmişse, karar anı geldiğinde hangi yolu izleyeceğimizi kolaylıkla seçebiliriz. Gerekirse “Hayır” diyebiliriz. Robert Bosch, “İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi yeğlerim.” diyerek neye kesinlikle hayır diyeceğini sanırım belirlemiştir. 

Hayır demenin diğer bir iyi yönü ise karşı tarafa sizin ile ilgili dolaylı da olsa olumlu bir mesaj vermesidir, bu mesaj da, mevcut seçimlerinize olan bağlılığınızdır. Sizin evet ve hayır dediğiniz durumlar ile sınırlarınız anlaşılır  ve bir başka zaman buna göre seçenekler sunulabilir. Hayır dedikten sonra bir bahane vermeyin, net olun. Aksi takdirde, bu bahaneler irdelenebilir ve sizi aksi yönde ikna etmeye çalışabilirler. 

Hayır diyerek duyacağımız suçluluk, başkalarının duygularının bizim sorumluluğumuzda olduğunu varsaymamızdandır. Ancak, herkes kendi duygusundan sorumludur, başkalarının nasıl hissedebileceğini varsayarak kendinizi üzmeyin, suçluluk duymayın.   Ve unutmayın, iyi liderler, neye hayır diyeceğini bilen kişilerdir.

M. Furkan BAŞKAK

Olur da sorarlarsa; aslen Metalurji ve Malzeme Mühendisi olmak için çabalayan fakat Çalışma Ekonomisi'nde de öğrenim gören, iki alakasız bölümlerden daha da alakasız olarak kalabalık bir firmada hayatını idame ettiren, araştırmayı, sormayı, dinlemeyi, gezmeyi, okumayı ve yazmayı seven biri dersiniz. Yetmezse Hakkımda sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

One thought on ““Hayır” Diyebilmenin Gücü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: